Özelleştirme Kapsamındaki Kamu Kuruluşlarında İK Yönetimi
(Konuşma Özeti)
Rahmi AKSU
Koordinatör
Özelleştirme Sosyal Destek Projesi
İş Gücü Destek Grubu
Türkiye’de 1920’li yılların ekonomik koşulların sonucu olarak, devlet bir yandan asli görevlerini yerine getirirken, yeterli sermaye birikimi olmaması gibi nedenlerle bir yandan da hizmet ve üretim alanlarında yatırımlar yapmıştır. Günümüzde yapılan yatırımların ancak dörtte biri devlet tarafından gerçekleştirilmektedir. Bir dönem yapılması zorunlu olan bu yatırımların, bilim ve teknolojideki hızlı değişim, ekonomideki çağdaş üretim yönetim yaklaşımlarının ve eğilimlerin ortaya çıkması nedeniyle tüm dünyada devlet tarafından yapılan yatırımlarla kurulmuş bulunan bu tür işletmelerin özelleştirilmeleri gündeme gelmiştir.
Ülkemizde 1980’li yılların birinci yarısından sonra gündeme gelen “özelleştirme” olgusu, 1984 yılında yürürlüğe giren 2983 sayılı kanunla yasal bir boyut kazanmıştır. 1994 yılına kadar yaşanan süreçte birçok yapısal değişime uğrayan özelleştirme işlemleri, 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle bu günkü şeklini almıştır. Kanun, daha önce Türkiye’de bu alanda yaşanan tecrübelerle birlikte, konuyla ilgili tüm sosyal tarafların görüşlerinin de dikkate alınarak hazırlanmış ve eksikliği duyulan bir dizi yeni düzenlemeler getirmiştir. Kanun ile, Özelleştirme Yüksek Kurulu oluşturulmuş ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kurulmuştur. Özelleştirme işlemleri sırasında veya sonrasında işini kaybeden çalışanlara daha önce kazanmış oldukları tüm yasal haklarına ilave olarak iş kaybı tazminatı ödenmesi öngörülmüştür. Ayrıca Özelleştirme Fonu kurulmuş, erken emekliliği teşvikle ilgili birtakım hükümler getirilmiştir.
Özelleştirme süreci teknik olarak, özelleştirilecek işletmenin tespitinden uygulamanın tamamlanmasına kadar geçen süreçte farklı bilgi ve beceriyi gerektiren bir uzmanlık alanıdır. Özelleştirmenin bir boyutu da bu teknik süreç devam derken uygulamanın çalışanlar tarafından sürecin nasıl algılandığı konusudur. Bu süreç yüzde yüze varan bir oranda çalışanlar tarafından olumsuz olarak algılanmaktadır. Ancak özelleştirmenin asıl amacı ve gerekliliği çalışanları böyle bir düşünce içerisinde bırakmak değildir. Bir çok özelleştirme örneğinde görülmüştür ki çalışma koşulları, özeleştirme uygulaması sonrasında öncesine oranla daha uygun koşullar sağlamıştır. Olası olumsuz koşulları hafifletmek amacıyla hem kanunda, hem de ayrı çabalarla bir takım ilave hizmetler verilmeye başlanmıştır.

Bundan on on beş yıl öncesine kadar, personel müdürlüğü olarak adlandırdığımız birimler artık günümüzde insan kaynakları birimi olarak adlandırılmaktadır. Bazı kurum ve kuruluşlarda bu işlem sadece tabela ve kartvizitlerdeki unvan değişikliği şeklinde gerçekleştirilmekteyken bazılarında ise gerçek işlevini yerine getirmektedir. Personel yönetimi kavramının içinde, eskiden sadece eleman seçme ve bordro işlemlerini yürütme fonksiyonuyla sınırlı ve hiyerarşik sıralaması, kurum içinde en arkalarda gelen birim günümüzdeki işleviyle, üst yönetime daha yakın, fonksiyonlarının önemi ve sayısı artmış durumdadır. 1800’lü yılların sonlarında İngiltere’de yaşayan bir insanın ömrü boyunca sahip olabileceği bilginin miktarı, bugünkü çok tirajlı bir gazetenin bir günlük sayısındaki bilgiye eşit olduğu düşünüldüğünde, bu kadar bilgiye sahip günümüzdeki bireylerin yönetilmesi işlemi de ayrı bir uzmanlık alanı haline gelmiştir.
Ayrıca günümüzde yaşanan globalleşme sürecinin en fazla etkilediği alanlardan biri insan kaynaklarıdır. Değişen şirket yapıları içinde insan kaynakları bugüne kadar olduğundan daha stratejik bir rol oynamaya başlamıştır. Birey ve kuruluşlar arasında yetenek savaşlarının yaşandığı günümüzde, insan sermayesinin bir şirketin sahip olduğu en önemli değer olduğu kabul edilmekte ve bu konuda insan kaynakları bölümlerine düşen görev ve sorumluluklar da doğru orantılı olarak artmaktadır.
Özelleştirme programındaki işletmelerdeki insan kaynakları fonksiyonları ve bu bölümün işlevleri kurumdan kuruma değişmektedir. Özelleştirme kapsamına giren bir kurumda en önemli sorun çalışanların motivasyonlarının yüksek tutulma çabalarındaki zorluklardır. Belirsizlik ortamında çalışan bir bireyin iş doyumu ve motivasyonu doğal olarak olumsuz etkilenmektedir. Bazı işletmelerin on yıldan fazla bir zamandır özelleştirme programında yer aldığı düşünüldüğünde insan kaynakları biriminde ve diğer birimlerde çalışan uzman ve yöneticilerin, çalışanlar üzerindeki yönetim becerilerinin etkinliği daha da önem kazanmaktadır.
Özelleştirme programındaki işletmelerde çalışan iki tür personel bulunmaktadır. Bunlardan bir grup 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na bağlı olarak çalışmaktadır. Özelleştirme sonrasında bu tür personel, özelleştirme işleminden etkilenmemekte ve başka bir devlet kurumuna tayinleri yapılmaktadır. Bu tür personelin her ne kadar iş kaybı olmamasına karşın yer, görev ve unvan değişikliği gibi sonuçlar ortaya çıktığı için etkilenmedikleri söylenemez. Ayrıca bu tür personelin emekli olmaları özendirilmekte ve insan kaynakları birimlerinin çözmesi gereken ve rutin olmayan bir iş yükü oluşmaktadır.
Diğer grup ise büyük çoğunluğu sendikalı ve toplu sözleşme hükümlerine göre çalışan işçilerdir. 2004 yılında çıkarılan bakanlar kurulu kararıyla özelleştirme sonucu hiç bir işçi işini kaybetmemektedir. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4C maddesine göre diğer kamu kurumlarında geçici personel statüsünde istihdam edilmektedirler.
Çalışanların yasal haklarından olan ihbar, kıdem ve iş kaybı tazminatları ödenmekte, ve bu işlemler İnsan kaynakları birimleri tarafından yürütülmektedir. Bir başka insan kaynakları fonksiyonu olan işten ayrılanların yeniden işe yerleştirilmeleri, mesleki kariyer danışmanlığı yapılmaktadır. Bunu sağlamak için özel projeler üretilmekte ve bu hizmeti sağlamak üzere hizmet sağlayıcılar görevlendirilmektedir. Bu hizmetlerin arasında kendi işlerini kurmaya yönelik olarak iş kurma danışmanlık desteği de verilmektedir.
Sonuç olarak , sosyal devlet in bir sorumluluğu olarak, çalışanların özelleştirme sonrasında, oluşabilecek olumsuz koşullar karşısında daha güçlü durabilmelerini sağlamak üzere çeşitli hizmetler verilmekte bu hizmetlerin gerek bürokratik gerekse uygulama bölümlerini insan kaynakları bölümleri üstlenmektedir.
Devletin İnsan Yonetimindeki Sosyal Sorumluluğu
(Konuşma Özeti)
Rahmi AKSU
Koordinatör
Özelleştirme Sosyal Destek Projesi
İş Gücü Destek Grubu
Devletin insan yönetimindeki sosyal sorumluluğu konusu anayasamızda bir çok maddede ele alınmaktadır. İkinci maddede “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru,millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” denilmektedir. Yine 55. maddede, “ Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmektedir. Bunun yanında, herkesin, sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Ancak bu sorumluluklarını, Bölüm XIII. Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları kısmındaki; (Madde 65.-Değişik : 03.10.2001 – 4709/22 md.) “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir” denilerek sınırlama getirilmektedir.
Devlet insan kaynakları konusundaki, sosyal sorumluluğuna güzel bir örnek olarak bir çok çalışma içerisindedir. Bunlardan birisi, özelleştirme sonrasında özelleştirmeden olumsuz etkilenecek çalışanlara yönelik olarak başlatmış olduğu T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından uygulamaya koyulan Özelleştirme Sosyal Destek Projesidir. Öncelik özelleştirme nedeniyle mağdur olabilecek çalışanlara verilmek üzere, tüm işsizlere çeşitli yardımlar ve fırsatlar sağlamaktadır.
Proje kapsamında, İnsan kaynakları konusunda Türkiye için yeni sayılabilecek,
özelleştirilecek işletmelerdeki çalışanların :
1. Yeniden işe yerleştirilmelerine yardım edilmekte,
2. Kendi işini kuracaklara destek olunmakta,
3. Kıdem ve ihbar tazminatları ödenmektedir.

Proje kapsamında; İş ve Meslek Danışmanlığı, İş Kulübü Hizmetleri, Sosyal Danışmanlık, İşe Yerleştirme Hizmeti, Yeni Bölgeye Taşınma Hizmetleri, İstihdam Garantili Mesleki ,Eğitim, Kendi İşini Kuracaklara Yönelik Meslek Eğitimi, Toplum Yararına Çalışma Programları, KÖİDD Küçük Ölçekli İş Kurma Danışmanlık Desteği, İŞGEM İş Geliştirme Merkezleri, hizmetleri verilmektedir.